replika saatve insan varlığı90 bugün yine yine replika saat elinden gelen gayreti gösterdi ve replika saat dediki varolana snıiriik olaı.ık katılarak cksıp,ı olanın sentetik bûlünlüğûnü yeni-jen kuracak olan olaıak ortaya koııacakiır, liu bağlamda, eksik-olan, varolanla aynı doğaya sahiptir; (Itırttnı tciMiu- (.evııli'cek olursa, eksik-olan eksiğı-olana, cksigi-olan da eksik-olaııa (lötıti;,Uı Varolanın lamamlayıcısı olarak bu eksik-olan, kendi varlığında, eksiğı-olaııın sentetik bütünlüğü tarafından belirlenmiştir, Böyleco, insuMm dunyasmda, eksiği-oktn olarak kendini görüye veren tam olmayan varlık, eksik-olan taralııulan -yani olmadığı şey tarafından- kendi varlığında oluşturulur; son dördün evresindeki aya son dördün olarak varlığını kazandıran şey dolünaydır; varolanı belirleyen, varolmayandır; kendi dışına çıkmak ve kendi ardanuna götürür gibi kendi olmadığı varlığa götürmek, insan aş-kınlığının bağlılaşığı olarak varolanın varlığında söz konüsudur.
Eksikliğin dünyada ortaya çıkmasına aracılık eden insan-gerçekliğınin kendisi de bir eksiklik olmalıdır. Çünkü eksiklik, ancak eksiklik aracılığıyla varlıktan gelebilir, kendinde için eksikliğin vesilesi kendinde olamaz. Başka bir deyişle, varlığın eksik-olan ya da eksik-olunan olması için, bir varlığın kendini kendinin eksikliği kılması gerekir; yalnızca ve yalnızca eksik bir varlık, eksik-olunana doğru varlığın ötesine geçebilir.İnsani olgu olarak arzunun varolması, insan-gerçekliğinin eksiklik olduğunu kanıtlamaya yelerdi. Nitekim, arzuyu bir psişik hal olarak, yani doğası gereği, ne ise o olan bir varlık olarak görmek istiyorsak, onu nasıl açıklarız? Ne ise o olan bir varlık, ne ise o olan gibi düşünüldüğünde, tamamlanmak için hiçbir şeyi kendine çağırmaz. Tamamlanmamış bir çember ancak insan aşkmiıgı tarafından ötesine geçilen olarak tamamlanmışlığı çagınr. Tamamlanmamış çember kendinde eksiksizdir ve kapanmamış bir eğri olarak tümüyle olumludur. Bu eğrinin yeterliliğiyle varolan bir psişik durum ayrıca başka bir şeye "yönelik” en küçül “çağnyı” bile banndıramaz; eğer böyle olsaydı psişik dumm kendi kendisi olu du ve kendisi olmayan şeyle hiçbir ilişkisi olmazdı; nasıl dışandan bir aşkml son dördün evresindeki bir ayın ötesine geçiyorsa, bu psişik durumu açlık ya susuzluk olarak oluşturmak için de “yatıştırılmış açlık” bütünlüğüne doğru or ötesine geçen dışarıdan bir aşkmiık gerekir. Arzuyu bir fizik güç gibi tasarla bir conatus yapmakla da işin içinden sıyrılmış olmayız. Çünkü ona bir nedf etkililiğini bile atfetmiş olsak, conalus, başka bir duruma yönelik bir açlığın İlklerini kendisinde taşıyamaz. Birtakım durumların üreticisi olarak conatus nıra çağrısı olarak arzuyla özdeşleşemez. Psikofizyolojik paralelliğe yap
sunar, bnıc^in. kanda pıhtılaşıcı nitelikte bir koyulaşma belirir ve bu kun başka fenomenlere yol açar. Bunların tümü organizmanın olumlu mudur \'e yalnızca organizmanın kendisine gönderir, tıpkı suyu buhaTlj^*^' eriyiCtin koyulaşmasının kendi başına alındığında eriyiğin su arzusu olarjj^ şünülemcycceği gibi. Eğer zihinsel olan ile fizyolojik olanın tam ve kesiu karşılıklı olduğu varsayılacaksa, bu karşılıklılık Spinoza’nın görmüş olduğa" ancak ontolojik özdeşlik fonu üzerinde kurulabilir. Bunun sonucu olarak susuzluğun varlığı bir halin kendinde-varlığı olacaktır ve bir kez daha lamk rıınumdaki bir aşkmiığa gönderilmiş ölacağız. Ama o zaman susuzlukk kendisi için değil, bu aşkınlık için arzu olacaktır: başkalannın gözünde arzu çaktır. Eğer arzu kendine arzu olabilecekse, kendisi aşkınlık olmalıdır, yaı ğası gereği arzulanan nesneye doğru kendiden sıyrılma olmalıdır. Başkalı yişle, bir eksiklik olmalıdır — ama kendisi olmadığı öteye geçme edimiyk nlmış bir nesne-eksiklik ya da maruz kalman bir eksiklik olmamalıdır: kendisinin “-sizliği” olmalıdır. Arzu, varlık eksikliğidir, arzuladığı varlık varlığında ona musallat olur. Böylece arzu, insan-gerçekliğinin varlığında ligin varlığına tanıklık eder. Ama insan-gerçekliği eksiklik olsa bile, varc sik-olan ve eksik-olunan üçlüsü insan-gerçekliği aracılığıyla ortaya çıka lünün terimleri tam olarak nedir?
Burada varolan rolünü oynayan şey, kendini cogito’ya arzunun d( olarak veren şeydir; örneğin, daha önce, ne ise o olmayan ve ne deği olarak kavradığımız o kendi-için’dir. Peki ama eksik-olunan ne olabil
Bu soruya yanıt vermek için, eksiklik fikrine geri dönmemiz ve var sik-olanı birleştiren bağı daha iyi belirlememiz gerekiyor. Bubağsıraı ilk türünden bir bağ olamaz. Eğer eksik-olan şey, tam da namevcudij lanın bağrında böylesine derin bir biçimde mevcutsa, bunun nedeni eksik-olanın aynı bütünlüğün birliği içinde bir çırpıda kavranmış ı çilmiş olmasıdır. Ve kendi kendini eksiklik olarak oluşturan şey parçalanmış büyük bir forma doğru kendini aşarak yapabilir. Nitel bir bütünlük fonu üzerindeki bir görünmedir. Esasen bu bütûnlûğ miş olun simdi bozulmuş olması (“Milo Venüsû’nün kolları ehsiktir
gcrçekleşUnlmeiTuş olması ("Onun cesareti eksik”) fazla önem taşımaz. ÖnemU olan, eksik-olan ile varolanın eksik-olunan bütünlüğün birliğiyle kendini biçle-oıek zorunda olan olarak verilmesi ya da öylece kavranmasıdır, bksik olan bet şey, • ■ olmak için ... nın eksiğidir. İlksel bir belirişin birliği içinde verili olan bı içindir; ve bu için henüz olmamış olan ya da biç olmamış olan olarak kavramı namevcudiyelinin ötesine geçilen ya da budanmış varolanın ötesine bizatihi b budanmışlık yoluyla geçen olarak kavranır. Insan-gerçekliğinin içini nedir?
Kendinin temeli olarak kendi-için, olumsuzlamanın belirişidit. Belli bir vai ğı ya da bir varlık tarzını kendiliğinden olumsuzlayarak kendini temellendi Olumsuzladıgı ya da hiçledigi şey, bildiğimiz gibi, kendinde-varlıktır. Ama 1 hangi bir kendinde-varlık değil: insan-gerçekliği her şeyden önce kendi kene nin hiçliğidir. Kendi-için olarak kendiliğinden olumsuzladıgı ya da hiçledigi kendiden başkası olamaz. Bu hiçleyişle ve hiçledigi şeyin hiçlenmiş olan stta kendisindeki bu mevcudiyetiyle oluşturulduğundan ötürü, insan-gerçekl anlamını veren şey, eksik-olunan kendinde-varhk-olarak-kendi’dir. Insan-ge ligi, kendiyle ilksel münasebeti içinde ne ise o olmayan olduğu ölçüde, keı münasebeti de ilksel bir münasebet değildir ve anlamım ancak sıfır münast da özdeşlik olan bir ilk münasebetten devşirebilir. Kendi-içini ne ise o ol olarak kavramaya imkân veren şey, ne ise o olacak olan kendidir; kendi-iç nımmda yadsınan -ve bu haliyle ilk başta ortaya konması gereken- ilişki içinin kendi kendisiyle özdeşlik kipinde sürdürdüğü ve sürekli bir biçil mevcut olarak verilen bir ilişkidir. Susuzluğun kendinden kurıulmasır suzluk bilinci olduğu ölçüde susuzluk olmamasına yol açan bu İnce bu1 anlamı, susuzluk olacak olan ve susuzluğa musallat olan bir susuzlukiv içinde eksik olan şey, kendidir — ya da kendinde olarak bizzat kendu Bununla birlikte, bu eksik-olunan kendindeyl, olgusallığm kendm ; nştırmamak gerekir. Olgusallığın kendindesi kendini temellendirme ‘ deki başarısızlığı sonucu emilip kendi-içinin dünyadaki salt mevcud ' gelmiştir. Bunun tersine, eksik-olunan kendinde salt bir namevem F mellendirme ediminin başarısızlığa uğraması ayrıca kendi-içini kent ğinin temeli olarak kendindeden ortaya çıkarır. Ama eksik-olunan me ediminin anlamı hep aşkındır. Kendi-için kendi varlığında 1: Çünkü ancak ve
kendinin ötesine geçiştir, insan-gerçekliği ne ise o olsaydı olmuş o| varlığa doğru kendinin ötesine geçer. İnsan-gerçekliği önce varoluu
şundan ya da bundan eksik kalan bir şey değildir; öncelikle eksiklij^ onda eksik olanla dolaysız sentetik bağlantı içinde varolur. Böylece çekliğinin dünyada mevcudiyet olarak ortaya çıktığı salt olay, kendisi kendi eksikliği olarak kendiliğinden kavranır, insan-gerçekliği varoluş l ken, tam olmayan varlık gibi kavranır. Ne ise o olan tekil bütünlük insan-gerçekliği, bu bütünlüğün eksikliğini çeken ve o olmayan fommjı^j^ olarak, o olmadığı ölçüde kavranır, insan-gerçekliği, kendiyle çakışnuyj sürekli bir öteye geçme edimidir ama bu çakışma hiçbir zaman verilnun Cogito’nun varlığa doğru yönelmesinin nedeni şudur; cogito bizatihi ortayag la varlığa doğru kendinin ötesine geçer ve bunu yaparken de kendisin varlığı içinde, ne ise o olmak için gereken kendi ile çakışmanın eksikoldı ilk olarak nitelendirir. Cogito kendinde-varlığa çözülmez bağlarla bağlıdı bu, bir düşüncenin nesnesine bağlı olması gibi değildir -böyle bir şeyken yi görecelendirirdi-, bir eksiklik nasıl eksikliğini tanımlayan şeyebağlıys da kendinde-varlığa öyle bağlıdır. Descartes’ın ikinci kanıtı bubağlatnda bir kanıttır; mükemmel olmayan varlık, mükemmel varlığa doğru kendi sine geçer; yalnızca kendi hiçliğinin temeli olan varlık, kendi varlı^ olan varlığa doğru kendinin ötesine geçer. Ama insan-gerçekliğini ötesine geçerken yöneldiği varlık aşkın bir Tanrı değildir; bu varlık ins: İnin bağandadır, bütünlük olarak insan-gerçekliğinin kendisinden Çünkü gerçekten de bu bütünlük aşkının saf ve basitçe olumsal olı ksi değildir. Bilincin kendinin ötesine geçerken yöneldiği varlık olar;
1 şey salt kendinde olsaydı bu durum bilincin yok oluşuyla örtüşûrd nç yok oluşuna doğru kendinin ötesine geçemez, öteye geçme edimi a özdeşliğin kendindesi içinde kaybolmak istemez. Kendi-için, kem . kendi-icin olarak kendi-icin adına talep eder.replika saat yazdı..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder